Soğuk bir ekim gecesi 02 suları, dönüşü.
eve giriyorum kaldığım odanın kapısına yöneliyorum ellerim titriyor; soğuktan değil ama. sonunda içeri giriyorum.
ceketimi asıyorum askıya. gülümsememi de çıkarıyorum yüzümden. içerde ona ihtiyacım yok. neyse ki bugün de kimse sahte olduğunu anlamadı…
elim masadaki küllüğe çarpıyor. küllük yere düşüyor. parçalara ayrılıyor. izmaritler, küller, camparçaları küçük odaya saçılıyor. yere bakıyorum. işte tam da o anda noir desir‘in bu parçası-Bouquet de nerfs- çalmaya başlıyor kafamda.
sandalyeye güçlükle oturabiliyorum. omuzlarımı düşürüyorum. odadaki duvara doğru bakıyorum. yüzüm o kadar ifadesiz ki…beni bırakıp giden, ölen, bir şekilde kendini yitiren, beni içi izmarit dolu bir küllük gibi parçalara ayıran herkese, her şeye sövmeye başlıyorum içimden. hareket edemiyorum, çığlık çığlığa susuyorum…
uyumalıyım. buzdan yastığa koyuyorum başımı. yine buzdan örülmüş battaniyemi çekiyorum üstüme. odayı temizlemiyorum. bu gece kırılanlar, yarın yine kanatacaklar beni, biliyorum.
en kötüsü de yarın hiçbir şey olmamış gibi devam etmek. ”bu gece bitmeliydi her şey” diyorum. tıpkı bundan önceki geceler dediğim ve sonraki geceler de diyeceğim..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder