3 Kasım 2012 Cumartesi

Acı çekmek neredeyse yaşadıgının bir kanıtıdır..

Bir şeyler parçalanıyor sanki içimde. Sürekli. Çatlıyor, çatlaklar ilerliyor ve dağılıyorlar. Ağrılar, sanrılar.. Hepsi armonimin ufak parçaları. Yankılar, fısıltılar, karanlıkta canlanan zihnin ufak flörtleri. Birileri cinayet işliyor karanlığımda, birileri sevişiyor. Ya iyi ya da kötü. Kayıtsız kalamıyorsun ya seviyor ya nefret ediyorsun. Fark  yoktur aslında değil mi ? Nefretine katlanabileceğin kadar seversin hep. Belki de bu yüzdendir sevmek, nefret için, acı için, daha fazla kıvranıp hissizliğini gidermek için. Anlayamam. En asil tutkuyu bunun için harcayamam. Harcamam. Sevmeyi seviyorum, özgürce seviyorum. Engel olamaz, karşıma geçemez kimsecikler. Kimse geçemedi. Vaktin, karanlığın, sürekli duyulan yosun kokusunun.. Birileri geçseydi eğer, kazansaydı. Kaybetseydim, güçsüz düşseydim. Bilmiyorum. Sen yapabilir misin ? Bir şeyler alev alıyor, sevecen, tatlı tatlı okşuyor alevler..ruhu. Birileri geçseydi eğer karşıma, geçebilseydi. Yazmalıyım, yoksa zehirlenecek, çürüyeceğim. Lakin bir ihanet var kelimelerde, dizilmiyor, dağınık kalıyorlar. Yetersiz. Neyse. Acelesi yok, yavaş yavaş yaklaşıyor. Sürünmeni, kendini zehirlemeni bekliyor, acımasızca. Halin kalmayıncaya dek bekliyor, karşı koymanı istemiyor, kendisi almalı, sen değil o belirmeli anı. Birileri korkar, birileri kucaklar ama herkes tanışacaktır. Bir ağaç gibi hem toprağa hem gökyüzüne bağlan sıkı sıkı..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder